Yeni Dinin Yayılmasında Hz. Ebu Bekir Faktörü

Yaşanan bu gelişmelerin hemen ardından Ebu Bekir (r.a.) Mekke içinde özellikle gençler arasındaki güçlü nüfuzunu kullanarak Hz. Muhammed’in çağrısının yayılmasında etkin bir rol oynadı. Mekke’nin seçkin ve daha çok orta sınıfa mensup tüccar ailelerinin gençleri Ebu Bekir’in yürüttüğü müzakereler sonucu İslam’a girdiler. Kaynaklarımızdan doğrulattığımız bilgilere göre Abdurrahman b. Avf, Zübeyr b. Avvam, Osman b. Affan, Sa’d b. Ebi Vakkas, Talha b. Ubeydullah Ebu Bekir (r.a.) aracılığıyla İslam’a giren isimler. Bu isimlerin yaş ortalamalarının oldukça genç oluşu yanında Mekke’nin eğlence ve sefih yaşam biçimine mesafeli duran erdemli ve ahlaklı kişilerden olmaları önemli bir unsur olarak yorumlanıyor. Bu kişilerin okur-yazarlık oranının oldukça düşük olduğu Mekke toplumunda okuma yazma bilen ender kimselerden oluşu da bir başka dikkat çekici özellik.

Sadece Gençler Mi?

Hz. Muhammed (a.s.)’a iman edenlerin çoğunlu ğunu Mekke’nin zengin ailelerine mensup eğitimli gençler oluşturuyor. Fakat bunun yanında Hz. Muhammed (a.s.)’ın yakın çevresinde özellikle kadınların da bu yeni dine ilgi gösterdikleri bilinmekte. Aslında İslam davetini ilk kabul eden Hz. Hatice’dir. Hz. Hatice’nin Rasûlullah (a.s.)’ı bütün güzel ahlâkı ve mükemmel kişiliğiyle yakinen tanıması, asla yalan söylemeyeceğine inanması, semavi dinler hakkında bilgisine güvendiği amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’in O’nun Peygamber olduğunu söylemesi O’nun İslâm’ı hemen kabul etmesinin en önemli sebepleri olarak kabul edilebilir. Hz. Hatice’nin Mekke’nin saygın ve tanınmış kadınlarından biri olması diğer kadınların da bu çağrıya olumlu karşılık vermelerini beraberinde getirmiş gözüküyor. Özellikle Hz. Hatice’nin etkisiyle Hz. Muhammed (a.s.)’ın kızları Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm, Fatıma, Hz. Hatice’nin ilk eşinden olan kızı Hind, Hz. Muhammed (a.s.) ’ın halaları yani Safiye, Erva, Umeyme ve Atike, Amcası Abbas’ın eşi Lubane binti Haris’in müslüman oldukları biliniyor. Mekke’nin ataerkil yapısı gözönüne alındığında bu kadınların Hz. Muhammed (a.s.)’a toplumun ve ailelerinin kınamasından çekinmeden iman etmiş olmaları onların Hz. Muhammed (a.s.)’ın şahsına olan güvenleri ile açıklanabilir. Bu kadınların imanındaki bir başka husus Allah’ın, Hz. Peygamber (a.s.)’ı hor görülüp aşağılandıkları bu düzenin değişmesi ve kadının hak ettiği onurlu değere kavuşması için gönderilmiş bir kurtarıcı olarak görmeleridir. Bu durumun bir benzeri sayıları az da olsa Hz. Muhammed (a.s.)’ın çağrısına efendilerinin izni olmadan, korkusuzca iman etmiş kölelerin varlığıdır. Sosyologların yorumlarına göre Kulların değil sadece Allah’ın Rab ve yönetici olduğu bir hayatın özlemi ilk müslümanları etkileyen temel unsur olarak ön plana çıkmaktadır.

CEVAP VER